Kadıköyü sel alırsa ?
Şimdi TV’lerde başrol oyuncuları hava tahminleri yapan uzmanlar… Aynen bir zamanların deprem uzmanları gibi… Hepsi de aynı şeyi söylüyor: “Cuma günü İstanbul’da yine şiddetli yağmur var. Önce Avrupa Yakası’nda başlayacak, öğle saatlerinde Anadolu Yakası’nı sel götürecek. Aman gerekmedikçe sokağa çıkmayın, kapı, pencereyi açık bırakmayın. Arabanız yolda kalırsa hemen terk edip yükseklere çıkın. İtmeye, çalıştırmaya kalkmayın.” Halkı uyarıyorlar.
Böyle bir ortamda tabii ki şarkıcı Bengü’nün “Sevişmeyen kadın ölsün” demesini veya Eda Taşpınar’ın kredi kartlarının iptal edilmesini düşünecek değilim. Pencereden dışarı baktıkça da sadece Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’ü düşünüyorum. Çünkü Kadıköy’deyim.
“Bu yağmur sel olup denize doğru akarsa, tek katlı evde oturanlar nereye sığınır” diye düşünüyorum. Kadıköy’den Bostancı’ya dek, sadece Selamiçeşme’de bir park var. Oysa en az 3 milyon insan oturuyor bu geniş alanda. İki yıl öncesine dek Kozyatağı’nda kocaman bir tarla vardı. Osmanlı ordusunun sefere çıkmadan önce son hazırlıkları yaptığı, son namazın kılındığı tarla… Körfez depreminden sonra binlerce aile oraya çadır kurmuş veya araba içinde aylarca yaşamıştı. Şimdi orada Baytur’un 27 katlı gökdelenleri var. Kozyatağı’nın kaç kat izni var? 800 aile oraya gelirken altyapısı hazırlandı mı? Kim izin verdi? Baytur’un Kadıköy Belediyesi’nde muhatabı kimdi? Hemen yanında çocukların top oynadığı tarla ise utanç abidesi oldu. Belediye burayı bir müteahhide verdi. Kadıköy Belediyesi’nin yeni iş merkezi oluyor. Tabii kapısında kültür merkezi yazıyor. Kültür merkezindeki mağazaları kim kaptı, nasıl kaptı? Yap işlet formülü ile çalışan çarşı mı önemli, çocukların açık havada spor yapması ve tabii felakette kullanılması mı? İş merkezinden bol ne var. Kadıköy’de kolunu sallasan kültür merkezine çarpıyor. Ama yollarda Recep İvedik’ten bol ne var? Kadınların biçki-dikiş kurslarına kültür diyorlar.
Hadi son İkitelli, Güneşli gibi dere yatakları, şehir planlaması olmadığı için hatta politikanın kurbanı oldu. Kimse oralarda böyle bir felaket beklemiyordu. Ya 2000 yıllık tarihi Kadıköy’de felaket olursa veya felaket korkusu ile insanlar birbirini yerse… Bunun hesabını kim verecek? Çağdaş, laik cumhuriyetçi, Atatürkçü CHP’li başkanları mı? Yoksa büyükşehir mi? İki çok farklı yandaş medya arasında kalıp, kime inanacağını şaşıran halkıma üzülüyorum. Belli sloganların altında halkın duygularını sömüren herkese lanet olsun. Ne yaparlarsa yapsınlar da halkı aldatmasınlar. Her türlü yalana, dolana, hırsıza alıştık çünkü…
Ben şahsen ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Başkan Öztürk’ün Ataşehir’deki villasına gideceğim. Elimde Türk bayrağı olacak. 10. Yıl Marşı’nı söyleye söyleye çadırımı kuracağım. Nasıl olsa başkan o sırada evinde olmaz. Duyduğuma göre Amerika’da bile evi varmış. Ne işi var ağlayan-sızlayan gariban vatandaşın arasında. Bu millete her şey müstahak. Hem “Selami Başkan Kadıköy’e ne yaptı” diye dedikodu yaparlar hem de seçim zamanı gidip seçerler. Neymiş Atatürkçü imiş, laik cumhuriyetten yana imiş. Cumhuriyet Bayramı’nda Bağdat Caddesi’nde fener alayı düzenliyor.
CHP’nin atom karıncası, son beş yılın şehir efsanesi. İnanın hakkında duyduklarımı yazsam 200 sayfalık kitap olur. O kadar çok şey var ki. Ailecek ama. Anlatanlar da hep CHP’liler… Peki, gazeteler Selami Başkan hakkında en küçük olumsuz yazmıyor? Neden peki?
Kaynak : http://www.ankarahaber.com







